-
Toplum-PolitikaBir eşik figürü olarak Hasret“Hasret’in bağlama çalışı, o dönemin ustalarını bile şaşırtıyordu. Bu sadece iyi çalmak değildi, enstrümanın sınırlarını da zorlayan bir şeydi. Zaten Apê Mûsa, ‘Hasret’te pir ağzı … -
Anı-HikâyeKeşke Hasret koymasaydımGünahları, suçları neydi ki? Türkü söylediler, ne yaptılar ki? Hepsi 15 yaşındaydı. 20 yaşındaydı. Benim gördüğüm derdi, acıyı düşman görmesin. Ciğer acısı öyle bir acı … -
PortreGeride genç ölüm kalırYeter Gültekin ile bu söyleşi ölümünden kısa bir süre önce yapıldı. PolitikArt’ın bu sayısını birlikte yapmayı planlamıştık. Ancak yarım kaldı. Bu söyleşi yalnızca Hasret’in hikayesi … -
Kültür-SanatBeden: Bir parazit olarak erkekMersault sahilde Arap’ı vururken, mahkemede hakimi dinlerken olaylara Istvan’ın kayıtsızlığıyla yaklaşır ama Albert Camus bir 20. Yüzyıl yazarı gibi davranır. Klasik bir geleneğin devrimcisidir. David … -
Toplum-PolitikaDiasporanın YanılsamasıAvrupa’daki Kürt topluluklarının parçalılığını aşmak imkânsız değildir. Ancak bunun için soyut çağrılardan, genel temennilerden ve “birlik olalım” sloganlarından öteye geçen somut, uygulanabilir ve zaman içinde …
Gündem
-
Diasporanın Yanılsaması
Tarih: 30/05/2026 | Kategori: Toplum-Politika | Dosya: Nimet Sevim
Avrupa’daki Kürt topluluklarının parçalılığını aşmak imkânsız değildir. Ancak bunun için soyut çağrılardan, genel temennilerden ve “birlik olalım” sloganlarından öteye geçen somut, uygulanabilir ve zaman içinde olgunlaşan bir yol haritası gereklidir. Aşağıda sunulan öneriler, dört farklı devlet deneyiminden gelen Kürtleri aynı çatı altında buluşturmayı hedeflemekten çok, ortak bir zemin inşa etmeye başlamanın mümkün olduğunu göstermeyi amaçlar.
-
Geride genç ölüm kalır
Yeter Gültekin ile bu söyleşi ölümünden kısa bir süre önce yapıldı. PolitikArt’ın bu sayısını birlikte yapmayı planlamıştık. Ancak yarım kaldı. Bu söyleşi yalnızca Hasret’in hikayesi değil aynı zamanda katillerin peşine düşen Yeter Gültekin’in mücadelesinin de hikayesi. Yeter Gültekin ile Hasret’i, Sivas katliamını, Hasret’in yarım kalan projelerini, katliamın ardından yürütülen adalet mücadelesini konuştuk. Şimdi sözü Yeter Gültekin’e bırakıyoruz…
-
Beden: Bir parazit olarak erkek
Tarih: 27/05/2026 | Kategori: Kültür-Sanat | Dosya: Bilge Aksu
Mersault sahilde Arap’ı vururken, mahkemede hakimi dinlerken olaylara Istvan’ın kayıtsızlığıyla yaklaşır ama Albert Camus bir 20. Yüzyıl yazarı gibi davranır. Klasik bir geleneğin devrimcisidir. David Szalay farkını burada ortaya koyuyor. 21. Yüzyılın herkes için sığlaşmış ilişki dinamiklerine, çağın gerektirdiği ölçüde kısa ve doğrudan cümlelerle, bir TikTok videosu kaydırıp yeni maceraya geçtiğimiz içerikler üretir gibi değiniyor.
-
Keşke Hasret koymasaydım
Tarih: 26/05/2026 | Kategori: Anı-Hikâye | Dosya: 350 Hace Hanım Gültekin
Günahları, suçları neydi ki? Türkü söylediler, ne yaptılar ki? Hepsi 15 yaşındaydı. 20 yaşındaydı. Benim gördüğüm derdi, acıyı düşman görmesin. Ciğer acısı öyle bir acı ki… Yapan da benim gibi sızlasın. Başka bir şey demiyorum…
-
Bir eşik figürü olarak Hasret
Tarih: 25/05/2026 | Kategori: Toplum-Politika | Dosya: 350 Eylem Özbuğanlı
“Hasret’in bağlama çalışı, o dönemin ustalarını bile şaşırtıyordu. Bu sadece iyi çalmak değildi, enstrümanın sınırlarını da zorlayan bir şeydi. Zaten Apê Mûsa, ‘Hasret’te pir ağzı var’ diyerek icrasını doğrudan bir ocak geleneğine yerleştirirdi.”
PolitikART
Bültene Abone Olun!
Son Yazılar
Diasporanın Yanılsaması
Avrupa’daki Kürt topluluklarının parçalılığını aşmak imkânsız değildir. Ancak bunun için soyut çağrılardan, genel temennilerden ve “birlik olalım” sloganlarından öteye geçen somut, uygulanabilir ve zaman içinde olgunlaşan bir yol haritası gereklidir. Aşağıda sunulan öneriler, dört farklı devlet deneyiminden gelen Kürtleri aynı çatı altında buluşturmayı hedeflemekten çok, ortak bir zemin inşa etmeye başlamanın mümkün olduğunu göstermeyi amaçlar.
Geride genç ölüm kalır
Yeter Gültekin ile bu söyleşi ölümünden kısa bir süre önce yapıldı. PolitikArt’ın bu sayısını birlikte yapmayı planlamıştık. Ancak yarım kaldı. Bu söyleşi yalnızca Hasret’in hikayesi değil aynı zamanda katillerin peşine düşen Yeter Gültekin’in mücadelesinin de hikayesi. Yeter Gültekin ile Hasret’i, Sivas katliamını, Hasret’in yarım kalan projelerini, katliamın ardından yürütülen adalet mücadelesini konuştuk. Şimdi sözü Yeter Gültekin’e bırakıyoruz…
Beden: Bir parazit olarak erkek
Mersault sahilde Arap’ı vururken, mahkemede hakimi dinlerken olaylara Istvan’ın kayıtsızlığıyla yaklaşır ama Albert Camus bir 20. Yüzyıl yazarı gibi davranır. Klasik bir geleneğin devrimcisidir. David Szalay farkını burada ortaya koyuyor. 21. Yüzyılın herkes için sığlaşmış ilişki dinamiklerine, çağın gerektirdiği ölçüde kısa ve doğrudan cümlelerle, bir TikTok videosu kaydırıp yeni maceraya geçtiğimiz içerikler üretir gibi değiniyor.
Keşke Hasret koymasaydım
Günahları, suçları neydi ki? Türkü söylediler, ne yaptılar ki? Hepsi 15 yaşındaydı. 20 yaşındaydı. Benim gördüğüm derdi, acıyı düşman görmesin. Ciğer acısı öyle bir acı ki… Yapan da benim gibi sızlasın. Başka bir şey demiyorum…
Bir eşik figürü olarak Hasret
“Hasret’in bağlama çalışı, o dönemin ustalarını bile şaşırtıyordu. Bu sadece iyi çalmak değildi, enstrümanın sınırlarını da zorlayan bir şeydi. Zaten Apê Mûsa, ‘Hasret’te pir ağzı var’ diyerek icrasını doğrudan bir ocak geleneğine yerleştirirdi.”
Sonsuzluğa dokunan Mizrap
Bu kadar kısa bir ömre sığmayacak büyüklükte işler yaptı Hasret. Çalışmalarına baktığımızda bin yaşında bir ozan çıkar karşımıza. Feqiyê Teyran’dan Mehmet Çapan’a, Virani’den Pir Sultan’a… Bizi uçsuz bucaksız, namütenahi bir yolculuğa çıkarıyor. Zira “mutluluk yoldadır. Varılacak yerde değil.”
Su, iktidar ve yokluk: Munzur’dan Hasret’e
Hasret’i hatırlamak sadece onu değil, hatırlayanın kendi hafızasını da hatırlaması anlamına geliyor. Hasret, kendimize olan hasretimizdir bir bakıma. Suyun gözesinde yunmamız gerektiğini hatırlatmaya devam eden bir yokluk…
Hasretle...
Yakılan ozanlar, şairler, güzel insanlar bu yangından birer efsane yaratırken… Yeter Hasret'ten oldu ve Hasret'ine gitti, bizler Hasret kaldık ama hep Hasret'le kaldık.
Koçgiri’nin Hasret’i, Hasret’in Koçgirisi
Dünya bizsiz de dünyaydı belki ama ona katılmak, çağrılarına cevap vermek, sınavlarına girmek gerekirdi. Hasret dünya sınavına müzikle atıldı, sonradan diyeceği gibi: “Şairler şiirler yazıyor, ressamlar resimler yapıyor ve biz ozanlar türküler söylüyoruz. Peki bütün bunları niçin yapıyoruz? Dünya alışkanlıktan değil de sevgi ve mutluluktan dönsün diye.”
Türk Kaynaklarında Pontos Soykırım Meselesi
Türk kaynakları, Pontos meselesine ilişkin olarak yalnızca sahadaki uygulamaları değil, aynı zamanda bu uygulamaların devletin en üst karar organlarında tartışıldığını, askeri-idari yapı aracılığıyla sistematik biçimde yürütüldüğünü ve ekonomik ile toplumsal boyutlarla bütünleştiğini açık biçimde ortaya koymaktadır.
